17.01.2019 – 23.02.2019

Mitolojide cennette bulunduğu anlatılan “hayat ağacı”; ölümsüzlüğün, sağlığın, şansın ve bereketin sembolü olarak tanrısaldır. Bu sembolize ettiği tanrısal nitelikle; kökleriyle cehennemi, gövdesiyle yeryüzünü, dallarıyla cenneti kapsadığına inanılır.

Tarihin başlangıcıdan beri insanoğlu; ilahi vasıflar yüklediği hayat ağacı olgusunu sanat eserlerinde kullanmış, dil, din ve kültürel değer farklılıklarına rağmen değerlerinin orta sembolü haline getirmiştir.

Evrensel bir kültürün sembolü olarak "Hayat Ağacı" mitini çağdaş bağlamıyla ele alan Evren Erol, anlamsal karşıtlıkların birlikteliğinde bir doğa alegorisi yaratıyor. Bu ezeli mitin fiziksel, düşsel ve düşünsel konumunu sorguladığı bilinçaltında; algısını izleyici için bir deneyime dönüştürüyor. Yaşamla-ölüm, duyguyla-mantık, doğayla-insan zıtlığında varolan hayatın deneyimi.

Evren Erol ‘un Odeabank O’Art Galeri Alanı için özel olarak mekana özgü ürettiği heykel-ses enstalasyonu, Begüm Alkoçlar küratörlüğünde; Mekana yayılan 1500 parçadan oluşuyor. Sanatçı nesneleştirdiği doğayı -ve insanı, nesnenin kendisi olan ağaçtan üretiyor. İnsanı merkez alan bütününden; farklı formlardaki parçaları ayrıştırarak spontane bir sezgisellikle uyarladığı kurgusu mekanla bütünleşiyor. Boşlukta asılı, farklı büyüklüklerdeki amorf biçimleri merkezden alana katman katman yayılan yapısıyla form buluyor.

Deformasyon ve soyutlama imgelerinin estetiği; karanlıkla muğlaklaşan mekanda beliren beyaz renkli biçimleriyle evrenin dinamizmine işaret ediyor. Yapıtı oluşturan öğelerin birbirleriyle kurdukları ilişki; bireyin dünya üzerinde doğayla kurduğu ilişkiye benzemektedir. “Kadim Zamanlardan”; doğa, nesne, insan ve mekan arasında yarattığı pürüzsüz geçişiyle şiirsellik barındırmaktadır.

Çünkü insan/sanatçı düşleyendir, doğa ise düşün ta kendisi.

Ses Enstelasyonu; Selim Erhan.