Odeabank 2015 yılında, aktiflerini %25, mevduatlarını %20, kredilerini ise %21 artırarak 50.3 milyon TL net kâr elde etti. Böylece özel mevduat bankaları arasında mevduatlarda 8’inci, toplam aktiflerde ise 9’uncu büyük banka konumuna yükseldi.

Türk bankacılık sektöründe 15 yıl aradan sonra sıfırdan lisans alan ilk banka olan ve 2012 yılı itibariyle faaliyete geçen Odeabank, iç ve dış piyasalardaki durgunluğa ve sıfırdan kurulan bir banka olması nedeniyle süregelen yüksek yatırım harcamalarına rağmen 2015 yılında, 2014 yılı sonuna göre aktiflerini %25 artışla 32.1 milyar liraya, mevduatlarını %20’lik artışla 25.3 milyar liraya toplam kredilerini ise yüzde 21’lik artışla 21.8 milyar liraya yükselterek yılı 50.3 milyon lira net kârla tamamladı.

Lübnan merkezli Bank Audi’nin Türkiye’deki iştiraki ve Türk bankacılık sektörünün genç oyuncularından Odeabank, yıl boyunca sektörün üzerinde bir büyüme performansı ortaya koyarak Türkiye ekonomisine katkı sağlamayı sürdürdü. Türkiye’deki faaliyetlerine başlamasından bu yana geçen üç yılda elde ettiği başarılı finansal sonuçlarla, özel mevduat bankalar arasında mevduatlarda 8’inci, toplam aktiflerde ise 9’uncu büyük banka konumuna yükseldi.

Banka’nın 2015 yılı finansal sonuçlarını değerlendiren Odeabank Yönetim Kurulu Üyesi ve Genel Müdürü Hüseyin Özkaya, “Sıfırdan kurduğumuz Odeabank ile sektörümüze farklı ve yeni bir hizmet anlayışı getirdik. Türkiye ekonomisinin sunduğu imkânlar paralelinde, tüm bankacılık ihtiyaçlarında ilk akla gelen bankalar arasında yer alma hedefiyle faaliyetlerimizi sürdürerek 2015 yılında da sektör ortalamasının üzerinde bir büyüme performansı sergiledik” dedi ve sözlerine şöyle devam etti:

“Türkiye bankacılık sektörü gibi rekabetin üst seviyede olduğu bir pazarda, kârlılığımızı sürdürerek bu performansa ulaşmanın, sadece ülkemizde değil uluslararası platformlarda da bir ‘başarı hikâyesi’ olarak nitelendirildiğini özellikle vurgulamak istiyorum.”

‘BANKACILIK SEKTÖRÜNDE BÜYÜME YAVAŞ KALDI’

2015 yılında Türkiye ekonomisindeki büyümenin görece güçlü, bankacılık sektöründeki büyümenin ise genel ekonomideki büyümeye kıyasla daha yavaş kaldığına dikkat çeken Özkaya, “BDDK verilerine göre, 2015 yılında bankacılık sektörü aktifleri bir önceki yıl sonu ile karşılaştırıldığında %18,2 oranında büyüyerek 2 trilyon 357 milyon TL’ye yükseldi. Krediler yılı %19,7 büyüme ile 1 trilyon 485 milyar TL’de tamamlarken, mevduatlar %18,3 artışla 1 trilyon 245 milyar TL’ye ulaştı. Zorlu finansal koşullardan sektörün kârlılığı olumsuz etkilenirken, aktif kalitesinin güçlülüğünü koruyabildiğini söyleyebiliriz” şeklinde konuştu.

ENFLASYONUN SEYRİNİ YİNE GIDA FİYATLARI VE DÖVİZ KURLARI BELİRLEYEBİLİR

Açıklamasında Türkiye’nin ekonomik görünümünü de değerlendiren Özkaya, enerji fiyatlarındaki düşük seviyelere rağmen enflasyonda arzu edilen iyileşmenin kaydedilememesinin Türkiye ekonomisi açısından önemli bir zorluk olduğuna işaret ederek, “Tüketici enflasyonu 2015 yılını %8,8 seviyesinde tamamlamıştı. Yeni yılın ilk ayında ise gerek kamunun yaptığı fiyat ayarlamaları gerekse yüksek gıda fiyatlarının etkisi ile TÜFE bir önceki aya göre %1,8 arttı. Böylece yıllık enflasyon %9,6’ya yükseldi. Şubat’ta ise gıda fiyatları enflasyonunun mevsimsel ortalamalarının altında kalması ile yıllık enflasyon %8,8’e geri dönerek ne mutlu ki çift haneli seviyelerden uzaklaştı. Enerji fiyatlarındaki düşük seviyelere rağmen orta vadede döviz kurlarının ve gıda fiyatlarının enflasyondaki iyileşmede belirleyici olacağını düşünüyoruz” dedi. Enflasyonun yılın ilerleyen döneminde gerileyebilmesi için döviz kurlarında istikrarın sağlanmasının önemine dikkat çeken Özkaya, “Döviz kurunda istikrar için Merkez Bankası’nın kısa vadede likidite politikasını bir süre daha sıkı tutması gerekebilir. Orta vadede ise enflasyonla mücadeleyi destekleyecek yapısal reformların gerekli olduğuna inanıyoruz” diye konuştu.

REFORMLARIN MORAL ETKİSİ İLE TÜRKİYE POZİTİF AYRIŞABİLİR

Türkiye ve çevre ülkelerdeki sıcak politik gündem nedeniyle ekonomik gelişmelerin maalesef ülke gündeminin arka sıralarında kaldığını ifade eden Özkaya, yılın ikinci yarısında iç piyasaları küresel piyasalardan olumlu yönde ayrıştırabilecek gelişmelerin ortaya çıkabileceğini söyledi. Özkaya, “küresel belirsizliklerin bir miktar hafifleyebileceği yılın ikinci yarısında Türkiye potansiyelini daha da yukarı çıkarabilmek için ev ödevlerine daha fazla yoğunlaşabilecektir. Böylece yapısal reformların moral etkisini bu yıl içerisinde görmeye başlayabileceğimizi ve olası küresel oynaklıklardan daha az etkilenerek pozitif ayrışabileceğimizi düşünüyoruz” dedi.

‘TÜRKİYE EKONOMİSİ %3.6 BÜYÜR’

Dünya ekonomisindeki yavaşlamanın bir süre daha hissedilebileceği varsayımı ile Ocak-Şubat döneminde görülen ivme kaybının yılın ilk yarısında son bulacağını ve ikinci yarıda, ekonomik aktivitenin toparlanacağını düşündüğünü belirten Özkaya, yılın ikinci yarısında hem küresel hem de yurtiçi belirsizliklerin azalması sayesinde Türkiye ekonomisinin yılı %3,6’lık bir büyüme oranı ile tamamlayacağını tahmin ettiklerini de sözlerine ekledi.