Sanatsal bir eylem olarak tipografinin fonksiyonu; harflerin daima anlam oluşturmak için bir arada olması halini yorumlayan Zuzana Licko'dan alıntıyla "edinilmiş bir görsel alışkanlık" doğrultusunda şekillenir. Bu durum sosyo-kültürel yapı içerisinde temel öğrenim hakkının çevresel etkileşim ile kolektif edinimi olarak açıklanabilir. Sanatta yazıyı bir araç ya da sosyal iletişimin temel unsuru olarak ele alan Henri de Toulouse - Lautrec, El Lissitzky, Aleksandr Rodçenko ve çağdaşlarının tipografi kullanımı işte bu işlevselliğe odaklanır.Bu durumun aksine anlamlandırma yükümlülüğünden sıyrılan tipografinin işlevselliğini gözardı eden sanatçıların yaklaşımlarında, harflerin ve rakamların imgesel estetiği salt sanat ögesine evrilmiştir.

Odeabank’ın sanat platformu O’Art,’ Lorem Ipsum’ sergisinde tipografinin bir araca dönüştüğü ya da amaç edinildiği bu iki zıt yaklaşımı bir arada sergileyerek, günümüz sanatıyla ilişkisini nesne-imge-gösterge ilişkiselliğinde yorumlar. Yazının imgeyle birleşiminde temsil ettiği, tasvir ettiği, hatırladığı ya da hayal ettiği, soyut ve somut düşüncenin sınırları ortadan kaldırır. Böylece sergi anlam ve anlamsızlık üzerinde bir yandan toplumun benimsediği göstergeler zincirini bozuma uğratırken bir yandan da olası tüm anlamları kucakladığı bir küratöryel yaklaşım sunar.​​

Begüm Güney küratörlüğünde Akaretler Sıraevler’de izleyeceğimiz sergiyi 17 Şubat – 17 Mart 2022 tarihleri arasında deneyimleyebilir, 17 Mart itibariyle web sitemiz üzerinden dijital sergiyi izleyebilirsiniz.

​​

“Lorem Ipsum” sergisini buradan da deneyimleyebilirsiniz.

​​​
O'Art Program

Sembolik Devrim
Readymade Hindistan’dan dekoratif kumaş, keten, işleme
200 x 100 cm
2020

Nancy Atakan

Kadınlar cumhuriyetin, batılılaşmanın ve modernleşmenin sembolü olarak kullanıldı. Siyasi kadınlar, ulusal öğretmenler, cinsiyetsiz marksist kadınlar, medeni kadınlar, medeni eşler, yoldaşlar, özverili kadınlar, vatansever anneler ve eşler, çalışan kadınlar, profesyonel kadınlar, eğitimli burjuva kadınlar olarak kutuplaştırıldılar ve nesneleştirildiler... ve şimdi? Bu liste uzamaya devam ediyor.

Amerika doğumlu Nancy Atakan, 1970’lerden bu yana yaşadığı şehir İstanbul’un sanat dünyasında hem sanatçı hem de eğitmen ve sanat tarihçisi kimlikleriyle aktif olarak yer almaktadır. Atakan’ın pratiği yerleştirme, video, fotoğraf, dijital baskı, neon ve metne uzanan çok araçlı bir yaklaşım içerir. Sanatçı çalışmalarına kadınlık, cinsiyet politikaları, bellek, küreselleşme, imge ve dil arasındaki ilişkiye dair referansları dâhil eder.

Çalışmalarının tümü güncel olaylara dair gözlemlerin yanı sıra İstanbul’un tarihine ve kültürüne atıflar içerir ve araştırma, iş birlikleri ve diyaloglar ile konumlanır. Tarihi anlatılar ve ağır meseleler Atakan’ın dokunuşuyla şeffaflaşıp hafifleşirken günlük hayata yaklaşmayı başarır.

O'Art Program

Enstalasyon, Farklı Boyutlarda

Emin Çelik

Eser, sokaktaki duvar yazılamalarının üzerlerinin çizilmesi ve karalanması ile oluşan desenleri odağına alır. Bu desenlerden yeni görsel kelimeler türeterek bunları toplar. Kelimeler ancak ironik bir sözlük eşliğinde okunabilir. Sanatçı, kelimeleri üçüncü boyuta taşıyarak hem onlara heykelsi bir form kazandırır hem de dadacı bir üslupla anlamı ve anlamlılığı yıkmaya çalışan şiirler oluşturur.

Üretimleri genel olarak heykel, enstalasyon ve video odağında olan Emin Çelik, çalışmalarında belirli bir temadan çok genelde uzlaşmazlıklar peşindedir. Estetik potansiyeli, uzlaşı ilişkilerinden arınmış veya o arınmaya işaret eden, bir çatlaktan sızan alanlarda arar. Üretimlerinin ana ekseninde bir sistemin çözümü ve o sistemin çerçevesinden taşma hedeflenir. Çalışmalarında genelde bir arşivci gibi hareket eder ve topladığı belgeler ile alternatif bir kütüphane oluşturmaya çalışır. Çalışmalarının yanı sıra odağında arşiv olan çeşitli belgeseller de çekmiştir.

O'Art Program

Sessiz çığlıklarım var benim 2021
20x350cm
Beton, akrilik boya
2021

Leyla Emadi

‘Sessiz Çığlıklar’, bireysel gelgitler, toplumsal ayrımcılıklar ve siyasal baskılar ile her gün hepimizin az ya da çok maruz kaldığı birikimin, dışarı çıkacak yolu bulamayarak içimize içimize akıttığımız bir nevi kendini yok etme halidir.

Gerek psikolojik gerekse sosyolojik olarak özellikle kadınlarımızda ses çıkarmamaya, kabullenmeye, ‘oluru’ olmayanı da sindirmeye alıştırıldığımızdan toplumca ‘içimizin’ sessiz çığlıklarla dolu olması kaçınılmaz.

1977 yılında Ankara’da doğan sanatçı Leyla Emadi, 2004 yılında lisans eğitimini Yeditepe Üniversitesi, Güzel Sanatlar Fakültesi, Resim Bölümü’nde tamamladı. Aynı üniversitede 2006 yılında yüksek lisans ve 2020 yılında sanatta yeterlilik derecelerini tamamlayan sanatçı birçok karma sergide yer aldı, yurt içinde ve yurt dışında kişisel sergiler açtı.

Çalışmalarında insanı odak noktası olarak alan sanatçı, bireylerin bağlı olduğu cinsiyet, din, siyaset, ideoloji ve kalıplaşmış düşünceleri sorgularken, kalıpları parçalamayı ve gerektiği yerde de yıkmayı amaçlıyor. İşlerinde şiddet, baskı ve ve zulüm gibi ana kavramlar plastik bir dille harmanlanarak izleyici karşısına çıkıyor. İran kökenli sanatçı Emadi, çocukluğunu İran ve Türkiye’nin siyasal ve ideolojik olarak en karışık ideaolojik olarak en karışık olduğu dönemlerinde geçirmiş. İki ülkenin yıllarca süregelen karışıklıkları ve bitmeyen kaos halleri ile yaygın olan baskı ve fikir ayrılıkları sanatçıyı besleyen temel unsurlar arasında yer alıyor.

Leyla Emadi, özgür bir toplumda özgürce düşünerek üretmenin en temel hakkı olduğunu savunarak sanatsal pratiğine bunu yansıtmayı amaçlıyor.

O'Art Program

Sessiz, Tel
195x55x8 cm
2022

Gülen Eren

Yazının sessiz olan ile bağı fiziksel gerçekliğimizden öte bir evrene sokuyor bizi. Bu evren hem kaotik hem de hafızanın dili gibi akışkan. Konuşulamayanın, dile dökülemeyenin ve hatta ifade edilemeyenin bir temsili yazı.

Sessiz olma hali, yazının kuytularına, sözcüklerin derinliğine dalmak gibi. Hem usulca durmak, hem de havada salınmak gibi… Yazının ve okumanın sessizlikle ilişkisi bana hep sihirli anlar silsilesi gibi gözükür. Devam eden, duraksayan, geriye dönen, ilerleyen ama yine de hep öteye geçmeye çalışan bir eylem hali. Sessiz olan ve yazı zamanda bütünleşir, özneleşir. Zamansa yekpare bir beden gibi kavrar sessizi. Zihnimizin duvarlarında saklanan sessiz, gösterir kendini.

1983 İzmir doğumlu olan Gülen Eren, 2007 yılında Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Heykel Bölümü’nde lisansını tamamlamıştır. 2011-2015 yılları arasında Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Güzel Sanatlar Enstitüsü’nde aynı bölümde yüksek lisansını, 2015-2021 yılları arasında aynı üniversite ve bölümde sanatta yeterliğini bitirmiştir. İlk kişisel sergisini 2009 yılında açmış olan sanatçı; Pasajist, İkametgâh Kadıköy, Proje4L Teras sergileri, Alanistanbul, Armaggan Art& Design Gallery ve Tüyap Sanat Fuarı gibi çeşitli sergilere katılmıştır. Frames of the Turkish Art ve Values of the Turkish Art gibi çeşitli uluslararası platformdaki sergilerde yer almış; ulusal heykel sempozyumlarının yanı sıra Romanya, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti gibi uluslararası sempozyumlar ve festivallerde de katılımcı olmuştur. Desen, baskı, heykel, seramik, enstalasyon projeleri üretmektedir. Arkaik birikimler ve doğayla özdeş kadın imgesi, kadına yüklenen anlamlarla birlikte şekillenmiş kişisel ve toplumsal hafıza, aidiyet, kimlik ve hafızanın kayıp kavramı ekseninde mevcut sistemle ilişkisi gibi konular üzerine üretmiştir.

O'Art Program

Aynı Gökyüzü
18x100 cm
Dijital Baskı
Ed. 1x30 + 2AP
2019

Eylül Ersöz

“Aynı Gökyüzü” ilk kişisel sergimle aynı ismi taşıyan ve serginin bağlayıcı bir unsuru olarak üretilmiştir, edisyon bir çalışmadır. Şiirler, kitaplar, yaşanılan olaylara verilen tepkiler, kurulan cümleler çalışmalarıma referanslar oluşturmaktadır. Bu nedenle sergime adı Nazım Hikmet ve Behçet Aysan’ın şiirlerinden aldığım bir mısrayla ortaya çıkmıştır.

Seçtiğim bu iki mısra ise “Aynı Gökyüzü” çalışmasını ortaya çıkarmaktadır. “Yok öyle umutları yitirip, karanlıklara savrulmak. Unutma, aynı gökyüzü altında, bir direniştir yaşamak.” Değişen hiçbir şey yok ölüm hariç. Aynı gökyüzü aynı keder.” Bu iki farklı düşünce, umudun yanımızda olma gerekliliği ve değişen hiçbir şeyin olmadığına dair duyduğumuz hüzünlü farkındalık bize cesaretin ya da devam etme isteğini uyandıran başka birinin varlığıyla kendini göstermekte. Metne eşlik eden Ahed Tamimi Filistinli genç bir aktivisttir. “Filistin’in cesur kızı” olarak tanınmaktadır. Onu ilk kez 11 yaşındayken bir İsrail askerine savurduğu yumruk ile tanımaktayız. Stampada o an yer almaktadır. Ve Ahedi’in yıllar içerisinde tutumunda değişiklik olmamıştır. Aynı gökyüzü altında dönem dönem pes ettiğimiz ama çoğunlukla direndiğimiz bir çalışmadır.

1986 yılında doğdu. Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Resim Bölümü’nden 2010 yılında, aynı fakültenin Sanat ve Tasarım Bölümü yüksek lisans programından 2019 yılında mezun oldu. Ersöz’ün son dönem çalışmaları, bireyler ve toplumlar arasındaki bağı ele almakta, aidiyet ve ötekilik kavramlarını sorgulamaktadır. Bireysel varoluş ile toplumsal idealler arasındaki ilişkide yersiz-yurtsuz düşünsel bir aralık açmaktadır.

O'Art Program

Bir cevap şaşırtabilir mi?
150x240cm
Tek kanallı video yerleştirme.
Polyester yüzey üzerine projeksiyon
22 dakika
2017-2019

13. Sharjah Bienali İstanbul Ayağı, BAHAR sergisi için Sharjah Art Foundation desteği ile üretilmiştir.

Merve Ertufan

"Bir cevap şaşırtabilir mi?” iki yarı eliptik yüzeydeki metinlerin, şekillerin ve renklerin video projeksiyonundan oluşur. Bazen bir diyaloğun iki tarafını barındırıyor gibi görünüyor; diğer zamanlarda kekemelik, tek başına mektuplar ve monologlar ortaya çıkıyor.

Video, diyaloğu bir karşılaşma veya en azından karşılaşma olasılığı olarak görüyor. İşin hazırlık ve algılama kavramları üzerinde düşünür bir yola eriştirir. Konuşmanın nihayetinde nereye varacağını bilmeden, vurgu anlık ifadelere, korelasyonlara, aralarda akan eşzamanlılık ve uyumsuzluğa odaklanır.

Sabancı Üniversitesi, Görsel Sanatlar programındaki lisans eğitiminin ardından İsveç'teki Konstfack Üniversitesi'nde Kamusal Sanatlar üzerine yüksek lisansını tamamladı. İnsan ilişkilerindeki karışık dinamiklerle çalışan Ertufan'ın işlerinde, detaylara bakarak geneli anlamaya çalışan bir bakış açısı gözlemlenir. İnsanların kendilerini ifade etme şekillerini, insanlar arasındaki bağları, güç dengelerinin nasıl kurulduğunu inceleyen sanatçı, işlerinde zaman zaman kendini de özne olarak kullanır.

O'Art Program

10 katlı bir apartman
70 x 50 cm
ed. 13+2 AP.
Linol baskı
2017

Huo Rf

Apartman Tomris ve Sözler Apartmanı, sanatçının 2017 yılından beri üzerinde çalıştığı Güven Sitesi serisinin üçüncü ve dördüncü işleridir.

Güven Sitesi, Huo Rf’nin 1991-2002 yılları arasında yaşadığı ve büyüdüğü Mersin’in ilk geniş ölçekli toplu konut projelerinden biridir. Seride yer alan her bir apartman, sanatçının çocukluğundan bugüne kadar pratiğini etkilemiş kadınları, olayları ve karşılaşmaları komşuluk ilişkisi üzerinden bir araya getirir.

Resim alanında lisans eğitimini Balıkesir Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi'nde 2010 yılında tamamladı. İstanbul merkezli sanatçı kolektifi Signs of Time’ın (2011) kurucu üyesi, online platform border_less (2018) ve border_less ARTBOOK DAYS’in (2019) kurucu ortağı-yöneticisidir.

Huo Rf'nin işleri kendiliğin/kişiliğin farklı tanımları arasındaki sınırlarda gezinir. Huo Rf, sanatsal pratiğinde ağırlıklı olarak kimlik siyaseti, toplum ve toplumun mekânla ilişkisi, ortaklıklar ve kültürel normlara odaklanır. Disiplinler arası üretim pratiği ekseninde Huo Rf, resim, heykel, fotoğraf, video, sanatçı kitapları ve buluntu malzemelerle çalışır, başka sanatçılarla, araştırmacılarla iş birliği yapar. Huo Rf, çalışmalarında sıklıkla, yüzeyi parlatıldığında yarı yansıtıcı olabilen, iletken yapıya sahip ve zamansallığını bünyesinde barındıran bakırı farklı bağlamlarda metaforlaştırarak kullanır.

O'Art Program

Paranoia Flag
65 x 127 cm, 5+1 AP
Kumaş üzerine dijital tekstil baskı
Digital textile print on fabric
2013 (2016)

Berkay Tuncay

Paranoia Flag, sanatçının 2011-2016 yılları arasında gerçekleştirdiği Feelings and Anxieties of Ordinary Netizens projesi kapsamında üretilmiş çeşitli bayraklardan bir tanesidir.

Bu proje, ‘mutlak doğrunun olanaksızlığı’, ve ‘bilgiye erişimdeki ideolojik filtreleme’ gibi kavramları, internet üzerinde her gün görmeye alışık olduğumuz imajlar ve metinler üzerinden inceler. Netizen’lar için üretilmiş bu bayrak üzerindeki kelimeler, Richard Ashcroft'un 2002 yılında yayınladığı “Human Conditions” albümündeki “Check the Meaning” adlı parçanın sözlerinden alıntılanmıştır. Paranoia Flag, insanı makineden ayırmaya yarayan kişiselleştirilmiş “Captcha” formlarını kullanarak, global bağlanırlık çağında sıradan netizen'ların duygu ve anksiyetelerini gösteren çeşitli ilişkileri ortaya koymaktadır.

Berkay Tuncay (İstanbul, 1983) İstanbul'da yaşıyor ve çalışıyor. İstanbul Üniversitesi Taşınabilir Kültür Varlıklarını Koruma ve Onarım Bölümü’nde aldığı lisans eğitiminin ardından Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi, Bilgisayar Ortamında Sanat ve Tasarım Bölümü’nde yüksek lisans eğitimini tamamladı. Sanat pratiği, çevrimiçi dolaşımda olan kültürel kodları kopyalamak, birleştirmek ve dönüştürmek yoluyla İnternet’in küresel toplum üzerindeki çok katmanlı etkilerinin araştırılması üzerinde şekillenir. Tuncay, Jan van Eyck Academie (2021-2022), Gastatelier NRW/Düsseldorf (2018), Cité Internationale des Arts (2014) ve ArtCenter/Istanbul (2011-2013) gibi çeşitli sanatçı misafir programlarına katılmıştır. Sanatçının kişisel sergileri şunlardır; “İnsan tuhaf, ne hoyrat, ne şaheser ve nasıl ilkel hayret”, Sanatorium, Istanbul (2020); Getting Away With It All Messed Up, Display, Berlin, (2018); Hayat, Sen Sevimli Kedi Videoları İzlerken Başından Geçenlerdir, Gaia Gallery, Istanbul (2016) WE ARE ACCIDENTS WAITING TO HAPPEN, 49A, İzmir (2013), I’M SORRY, BECAUSE I DANCE, De Kijkdoos, Amsterdam (2011).

O'Art Program

Selamet (Çat!)
70 x 50 cm
Mekana özgü yerleştirme; fotoğraf, projeksiyon, LED tabela, oyuncak araba, tel, karton dosya, gazlı bez.
SAHA Studio
Linol baskı
2021
Fotoğraf: Kayhan Kaygusuz

Merve Ünsal

Selamet (Çat!), varlığı 2015 yılında bir gazete ilanı ile duyurulmuş olan Selamet gazetesinin arşivinden seçilmiş olan görsel ve metinlerle oluşturulmuş bir yerleştirme.

Bu iş ile bir arşiv mekanı olarak çizgilerin ve kelimelerin neleri taşıyabileceğini çok parçalı bir nesneyle işaretlerken işin kendi çatırtılarına kulak vermeye çabalıyorum. Dosyalarla işaretlenen ufuk çizgileri, arşivde yer alan fotoğraflara ait. LED tabelada yer alan metin ise, arşivin künyesi.

İşlerinde metin ve fotoğraf mecralarını biçimlerinin ötesinde kullanmaya çalışan Ünsal, lisans eğitimini Princeton Üniversitesi’nde Sanat Tarihi ve Görsel Sanatlar, yüksek lisans eğitimini Parsons The New School for Design’da fotoğraf alanında tamamladı. Online yayıncılık inisiyatifi m-est.org’un kurucu editörü olan sanatçı, Delfina Vakfı (Londra), PRAKSIS (Oslo), Banff Centre (Banff), Homework Space (Beyrut) vb. araştırma ve misafirlik programlarına katıldı. Berlin, Beyrut, Boston, Delhi, Kahire, Londra ve New York’ta pek çok sergiye katılan Ünsal, İstanbul’da yaşıyor ve çalışıyor.