Dünyanın geleceği bugünün çocuklarına emanet: Çevre bilincine sahip çocuklar yetiştirmek için ipuçları 
 

Modern çağda çoğu insan yaşamını büyük şehirlerde, doğadan neredeyse kopuk bir şekilde geçiriyor. Hafta sonu yapılan geziler veya deniz tatilleri dışında doğayla temas ettiğimiz anlar yok denecek kadar az. Peki, doğadan kopuk bir şekilde sürdürdüğümüz yaşamlar yalnızca biz yetişkinleri mi etkiliyor? Bu denklemde çocuklar da var ve çocuklar demek gelecek demek... İşte bu yüzden dünyanın geleceğini korumak adına bu yaşam şeklinin tam ortasında büyüyen çocuklara çevre bilincini aşılamak biz yetişkinlerin sorumluluğunda.

Okul bu konuda çok büyük bir etkiye sahip elbette ama aslında her şey evde başlıyor. Küçük yaşta geri dönüşüm yapmak gibi çevreye duyarlı alışkanlıklar edinen çocuklar, yetişkinlikte de çok daha rahat bir şekilde bu tür alışkanlıkları sürdürebilir. O hâlde, çocuklarımızın çevreye duyarlı bireyler olması için neler yapabileceğimize bakalım birlikte...

Evde alacağınız ufak önlemlerle doğayı koruyun.

Üzerine hiç düşünmeden gerçekleştirdiğimiz alışkanlıklarımızda ufak değişiklikler yaparak doğayı koruyabiliriz. Ne gibi mi?

  • Dişlerinizi yıkarken musluğu kapatın.
  • Odadan çıkarken ışığı kapatın.
  • Mevsim meyve sebzeleri yiyin.
  • Araba yerine bisiklete binin.

Geri dönüşümü hayatınızın bir parçası haline getirin.

Çöp gibi görünen her şey çöp değildir! Çocuklara geri dönüşümün önemini anlatarak atıkları kategorilere göre (yiyecek, kağıt, cam ve plastik) ayırmayı öğretin. Atıkları ayırmak hem bu atıkların geri dönüştürülerek yeniden kullanıma girmesini, hem de çocukların ne kadar atık ürettiklerini fark etmesini sağlar.

Geri dönüşümden sonra sıra ileri dönüşümde!

Geri dönüşümün ne olduğunu artık pek çok insan biliyor. İleri dönüşüm ise geri dönüşümün daha az tanınan kardeşi gibi... Peki, nedir bu ileri dönüşüm? İleri dönüşüm eskimiş ve artık kullanılmayan bir eşyanın, esas amacından farklı bir işlev kazandırılarak tekrar kullanılmasına deniyor. Kulağa çok eğlenceli geliyor, öyle değil mi? Ailece plastik şişeler, tuvalet kağıdı ruloları, yumurta kartonları, eski mobilyalar ve eski giysiler kullanarak yepyeni şeyler yaratabilirsiniz. Biraz ilham almak için Pinterest’e göz atmayı unutmayın!

Bahçeniz varsa kompost yapın.

Bir yemek yaparken ne kadar çok atık oluşuyor her defasında, öyle değil mi? Sebze kabuklarını, yumurta kabuklarını ve yenmediği için çöpe gitmeye hazırlanan tüm o yemekleri düşünün... Bu tür organik atıkları biriktirerek bahçenizdeki toprağa atabilirsiniz. Bir süre sonra bu atıkların nasıl da toprağa dönüştüğünü görmek çocuklar için epey heyecanlı olabilir!

Doğa gezileri yapın.

Şehirde yaşıyorsanız, doğayla temas ettiğiniz anlar muhtemelen oldukça kısıtlı. Ailece doğayı keşfetmek için fırsatlar yaratmaya çalışın. Kayak, balık tutma, yürüyüş, mantar toplama, kuş gözlemleme gibi aile aktiviteleri, çocuğunuzu doğanın döngüsüyle tanıştırmak için harika fırsatlardır. Bu etkinlikler sırasında doğanın çalışma prensibini de çocuklara somut bir şekilde anlatma olanağı bulabilirsiniz. Bir bitkinin büyümek için suya ve ışığa ihtiyaç duyması, karşılaştığınız hayvanların beslenme biçimleri gibi ufacık bilgilerin dahi çocukların doğayla kurduğu bağ açısından çok büyük bir rol oynayacağına emin olabilirsiniz.

Kendi tarlanızı yapın.

Doğa gezilerine çok fırsat bulamadığınızı düşünüyorsanız, üzülmeyin! Çünkü doğayı evinize de getirebilirsiniz. Balkonunuzda bir köşeyi tarıma ayırmaya ne dersiniz? “Balkon yok ki!” derseniz, pencere pervazındaki saksılar da işinizi görecektir. Maydanoz, nane gibi otların yanı sıra çilek, domates gibi meyve sebzeleri de kolaylıkla yetiştirebilirsiniz. Çocuğunuzun tohum ekmekten, onları sulamaktan ve ardından meyve ve sebzeleri toplamaktan çok mutlu olduğunu göreceksiniz!

Doğayı tanımak ve sevmek için belgesel izleyin.

Görsellik, çocukların öğrenmesine epey yardımcı olan bir araç. Belgesel kanallarındaki doğayla ilgili programlar, çocuklarda farkındalık yaratmak için harika bir kaynak! Bu tür programları ailecek izleyebilir, ardından üzerine sohbet edebilirsiniz.

Davranışlarınızla örnek olun.

Öğrenmenin evde başladığını ve çocukların sizin ayak izlerinizi takip ettiğini unutmayın. Evdeki ışıkları kapadığınızı gören çocuklar bu davranışı hemen kopyalayacaktır mesela... İşte bu yüzden davranışlarınızla onlara örnek olmayı asla ihmal etmeyin.​​​​